Journal of Aviation Research
Yılda iki kez yayınlanan hakemli bilimsel dergi
JAR, havacılık alanında geniş bir yelpazede yenilikçi ve özgün çalışmaları bir araya getirmeyi amaçlayan, akademi ve havacılık sektörü arasında köprü kuran uluslararası bir dergidir. Nitel, nicel ve karma araştırma yöntemlerine ait kuramsal ve uygulamalı makalelere Türkçe veya İngilizce dillerinde yer verilmektedir.
Dergimize Ulaşın
Son Sayıda Ne Var?
Yıl 2026 • Cilt 8 • Sayı 2
Bu çalışma, Türkiye’nin 2002–2024 dönemi yıllık hava yolu yük trafiği verilerini kullanarak 2026–2030 dönemi için bir projeksiyon sunmayı amaçlamaktadır. Veri setinin yıllık frekansı ve sınırlı örneklem büyüklüğü dikkate alınarak, metodolojik tutarlılık ve güvenilirlik sağlamak amacıyla Otoregresif Entegre Hareketli Ortalama (ARIMA) yöntemi benimsenmiştir. Zaman serisinin durağanlık özellikleri Genişletilmiş Dickey–Fuller (ADF) testi ile incelenmiş, yapısal kırılmalar gözetilerek durağanlığı sağlamak üzere uygun fark alma işlemleri uygulanmıştır. Akaike Bilgi Kriteri (AIC) doğrultusunda en uygun model olarak ARIMA(2,1,0) belirlenmiş; tanısal testlerle hata terimlerinin otokorelasyon içermediği ve beyaz gürültü (white noise) varsayımını sağladığı doğrulanmıştır. Modelin tahmin performansı örneklem dışı (out-of-sample) doğrulama ile değerlendirilmiş ve hesaplanan %3,8’lik Ortalama Mutlak Yüzde Hata (MAPE) değeri yüksek bir tahmin doğruluğuna işaret etmiştir. Elde edilen bulgular, Türkiye’nin hava kargo trafiğinin 2030 yılına kadar yıllık ortalama yaklaşık %2,7 oranında istikrarlı bir büyüme eğilimi sergileyeceğini öngörmektedir. Çalışmanın sonuçları, havacılık ve lojistik sektörlerindeki stratejik planlama ve kapasite yönetimi kararlarına katkı sağlayacak ampirik bir dayanak sunmaktadır.
Bu çalışma, havayolu endüstrisinde finansal risk yönetimi teorilerinin pratikte nasıl somutlaştığını ve iş modellerine göre nasıl farklılaştığını incelemektedir. Sermaye yoğun, yüksek sabit maliyetli ve dışsal şoklara son derece duyarlı olan sektörde piyasa, kredi, likidite, operasyonel, stratejik ve model riski ile ESG temelli itibar ve uyum riskleri bütünleşik bir çerçevede ele alınmıştır. PRISMA protokolüne dayalı sistematik literatür taraması kapsamında 2000–2025 döneminde yayımlanan ve havayollarında finansal risk, ERM ve hedging uygulamalarını inceleyen 48 çalışma analiz edilmiştir. Bunu, farklı bölgelerden seçilen düşük maliyetli ve network taşıyıcılarını içeren çoklu vaka analizi ile şirketlerin türev araç kullanımı ve doğal korunma stratejilerinin incelendiği ikincil veri analizi izlemiştir. Bulgular, düşük maliyetli taşıyıcıların tek tip filo, yalın süreçler, sınırlı türev ürün kullanımı ve yüksek nakit tamponları sayesinde daha sade, kısa vadeli ve maliyet odaklı bir risk yönetimi profiline sahip olduğunu göstermektedir. Buna karşılık network taşıyıcılarında karma filo, çoklu gelir kanalı ve derinleşmiş döviz–faiz–yakıt maruziyeti; opsiyon temelli stratejiler ve çapraz kur/faiz oranı swap’ları içeren daha karmaşık, çok katmanlı ERM yaklaşımlarını zorunlu kılmaktadır. Çalışma, havayolu iş modelinin yalnızca maliyet yapısını değil, finansal risklerin türünü, yoğunluğunu ve kullanılan riskten korunma araç setini belirleyen kritik bir değişken olduğunu ortaya koyarak, sektör için iş modeline duyarlı risk yönetimi tasarımlarının gerekliliğine işaret etmektedir.
Bu çalışma Türkiye sivil havacılık yolcu taşımacılığı sektöründeki iç hatlar fiyatlandırma davranışına tarihsel bir bakış açısıyla odaklanmaktadır. Geçmişten günümüze hangi fiyatlandırma yöntemlerinin ve politikalarının kullanıldığını bilmek günümüz fiyatlandırmasını daha doğru değerlendirmek açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı THY’nin kuruluş tarihi olan 1933 yılından günümüze uygulanan fiyatlandırma politikalarının değişim sürecini ve tarifeli yolcu bilet fiyatlarının çeşitli dönemler itibarıyla nasıl belirlendiğini incelemek ve ortaya koymaktır. Bu amaç çerçevesinde veriler doküman analizi yöntemiyle toplanmış ve betimsel analiz yöntemiyle işlenmiştir. Çalışmada fiyatlandırma açısından asıl dönüm noktasının 1983 ya da 2001 serbestleştirmeleri değil “yeniden serbestleşme” olarak adlandırılan 2003 serbestleşmesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Zira 2003 yılına kadar fiyatlandırma büyük ölçüde maliyete dayalı (maliyet+kâr) yapılmaktayken 2003 yılı sonrasında gelir yönetimi ve dinamik fiyatlandırma yöntemlerinin uygulanmaya başlaması ile birlikte maliyetler fiyatların belirlenmesindeki çok sayıdaki faktörden sadece biri haline gelmiş ve maliyet ile fiyat arasındaki bağ zayıflamıştır.
Bu çalışma, Türkiye iç hat havayolu ağında kritik uçuş rotalarını ve rota kesintilerinin ağ verimliliği üzerindeki etkisini yönlü ve ağırlıklı bir ağ modeliyle incelemektedir. Araştırmada 13 havalimanı ve 147 yönlü rota içeren, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün 2024 yılı havalimanı yolcu istatistikleri temelinde araştırmacılar tarafından oluşturulan rota-talep matrisi kullanılmıştır. Ağustos ve şubat dönemleri yıllık rota talebinin sırasıyla %12 ve %6'sı olarak tanımlanan yüksek ve düşük talep senaryolarıdır. Yolcu hacmi bağlantı gücünü temsil ettiğinden, en kısa yol hesaplamalarında kenar maliyeti yolcu hacminin tersi olarak tanımlanmıştır. Kritik rotalar normalize Edge Betweenness Centrality (EBC) ile belirlenmiş, her rotanın tekil çıkarılması sonucunda yüzde Network Efficiency Loss (NEL) hesaplanmış ve kümülatif EBC-hedefli kesintiler 1.000 tekrarlı rastgele rota çıkarma simülasyonlarıyla karşılaştırılmıştır. Ağ yoğunluğu 0,9423, karşılıklılık 0,9932 ve en büyük güçlü bağlı bileşen oranı 1,000 olarak bulunmuştur. Ankara–Sabiha Gökçen ve Sabiha Gökçen–Ankara rotaları en yüksek EBC değerlerine sahip olmuş; tekil çıkarılmaları ağ verimliliğinde sırasıyla %3,755 ve %3,761 kayıp oluşturmuştur. İlk 5, 10 ve 20 kritik rotanın hedefli çıkarılması sırasıyla %9,224, %13,746 ve %26,918 kayıp üretirken rastgele çıkarma ortalamaları %1,293, %2,730 ve %5,886 olmuştur. EBC ile NEL arasında güçlü pozitif ilişki bulunmuştur (Spearman ρ=0,983; p
Günümüz dünyasında yüksek maliyetli ürünlerin yer aldığı ve rekabetin de aynı oranda kıyasıya yaşandığı sektör havacılıktır. Teknolojideki yeniliklere liderlik eden havacılıkta da çok hızlı şekilde gelişip her alana yayılan yapay zekâ ve yazılımın çok sık kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Dünyanın gündeminde savaş ve çatışmalar yoğun şekilde devam ederken havacılık araç ve sistemleri de bu çekişmelerde sıklıkla medyada karşımıza çıkmaktadır. Havacılık alanındaki bu rekabet, küreselleşme ve savaşlarla birlikte daha da yoğun çekişmelere sahne olmakla birlikte sahnede yer alan üreticiler de sıkı rekabet ortamında yeniliklere uymak zorunda kalmaktadır. İnsansız Hava Araçları (İHA) (UAV–Unmanned Aerial Vehicle), günümüzde her alanda kullanılmakla birlikte özellikle asimetrik harp alanında çok mühim bir kuvvet çarpanı olarak yer bulmaktadır. Dünya üzerinde son birkaç yıl içerisinde gerçekleşen savaş ve çatışmalarda, İHA’ların bir türü olan kamikaze insansız hava araçlarının saldırı ve tehditleri her geçen gün artmaktadır. Kamikaze İHA seçimi, birçok alternatif ve kriterin aynı anda değerlendirilmesini gerektiren karar verme sürecini gerektirmektedir. Bu seçim kararı; faydalı yük kapasitesi, maksimum hız, dayanıklılık, irtifa, fiyat ve maksimum menzil gibi birçok farklı kriterin dikkate alınmasını gerektirir. Bu çalışmanın amacı, bu kriterleri göz önünde bulundurarak en etkin kamikaze İHA seçimine karar vermektir. Yapılan literatür taraması sonucunda drone, İHA ve hava araçları konusunda son yıllarda sıklıkla seçim problemleri üzerine çalışıldığı görülmektedir. Türkiye’de kamikaze İHA’lar (Sınıf-1) hakkında seçim için henüz bir çalışma yapılmadığı belirlenmiştir. Uzmanlarca tarafından belirlenmiş sekiz kriter ile üç alternatif arasından, çok kriterli karar verme (ÇKKV) yöntemleri olan Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) ve TOPSIS ile çalışma gerçekleştirilmiştir. AHP yöntemi ile kriterlerin ağırlıkları belirlenmiş ve TOPSIS yöntemi vasıtasıyla sıralama işlemi gerçekleştirilmiştir. Kamikaze İHA’lar (Sınıf-1), kriter ağırlıklarına göre değerlendirilerek bulgular neticesinde sonuçların ortaya konulmasına çalışılmıştır.